in ,

Karantina Günlerinde İzleyebileceğiniz 10 Etkileyici Film

Koronavirüsün sosyal hayatı bu kadar etkilediği şu günlerde ülkece aldığımız tedbirler arasında şüphesiz evde kalmak toplum sağlığı açısından en çok dikkat etmemiz gereken tedbirler arasında bulunmakta. Evde vakit geçirmenin en keyifli yanlarından biri de hiç kuşkusuz film izlemek. Bu izolasyon süresinde izleyebileceğiniz, izlediyseniz bir kere daha izlemenizi tavsiye edeceğimiz filmler listemizi sizler için sıraladık.

Tangerines (2013)

IMDB 8,2/10

Gürcü yönetmen Zaza Urushadze tarafından yazılıp, yönetilen 2013 yılı Estonya -Gürcistan ortak yapımı olan filmin oyuncu kadrosunda Lembit Ulfsak, Giorgi Nakashidze, Misha Meskhi, Elmo Nüganen bulunuyor.

Savaş yüzünden bölgede bulunan pek çok Estonyalı kaçmış, geride ise çok az insan kalmıştır. Bir mandalina bahçesini adam etmeye çalışan, birbirine komşu Ivo ve Margus da bunlardan ikisidir. Ancak, uzak durdukları savaş kapılarına kadar gelir ve birbiriyle çatışan iki taraftan kurtulan Ahmet (Çeçen) ve Niko (Gürcü) Ivo’nun evinde kalmaya başlar.

Bilge Ivo ne güzel söyler, “ Hangi taraftan olduğunun ne önemi var. İkisi de aynı yere gömülür.”

12 Angry Man (1957)

IMDB 8,9/10

12 Kızgın Adam, Sidney Lumet’in ilk yönetmenlik denemesidir. 2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından “kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir.

Film, kasten adam öldürmeyle suçlanan 18 yaşındaki birinin davasındaki jürinin karar alma sürecini anlatıyor. Davada, babasını bıçaklayarak öldürmekle suçlanan bir çocuk ve olaya tanıklık eden iki kişinin ifadesi bulunmaktadır. Birbirini tanımayan 12 jüri üyesinin kararıyla dava sonuçlanacaktır. Jürinin kararı sonucunda çocuk suçlu bulunursa elektrikli sandalye ile idam edilecektir.

Film karar aşamasındaki bir mahkeme jürisini anlatır. Filmin başında sinema tarihinin en önemli görüntü yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Boris Kaufman’ın tasviriyle mahkeme binasını görürüz. Bundan hemen sonra ise kısa bir mahkeme sahnesi vardır. Bu, babasını öldürmekle suçlanan genç zanlıyı ve hakimi gördüğümüz tek sahnedir. Bu sahneden sonra film tamamıyla jürinin kapandığı odada geçer. Daha önce hiç tanışmamış birbirinden suskun bu on iki adamın birbirlerine karşı herhangi bir üstünlükleri yoktur. Toplumun farklı katmanlarından seçilen on iki kişi odaya girer ve neredeyse sıfır aksiyonla ama doksan altı dakika boyunca sizi koltuğa kilitleyecek olan film başlar.

Seven (1995)

IMDB 8,6/10

David Fincher’ın yönetmenlik koltuğunda oturduğu, oyuncu kadrosunda Morgan Freeman, Brad Pitt, Kevin Spacey, Daniel Zacapa ve Gwyneth  Paltrow gibi isimlerin yer aldığı 1995 yapımı bu film tartışmasız doksanların en iyi filmleri arasında

Soru işaretleriyle dolu bir sona sahip olmasının yanında izleyiciyi içine alarak gergin, karanlık ve kasvetli atmosferinde soluksuz bir macera yolculuğu yaşatan bir filmidir. İki tane dedektifin zoraki iş birliği bizi karşılar ve bu iki adamı birleştiren büyük bir fantezi ürünüdür. Bir seri katilin fantezisi ve bu fantezinin yarattığı karanlık dünya iki dedektifi seri katili bulma arzusu içerisinde birleştirir. Bu seri katil yedi ölümcül günahı kendine rehber olarak belirlemiş ve bu ölümcül günahlar çerçevesi içerisinde ölümleri gerçekleştirmektedir. Her bir günah ile özdeşleşen kurbanlar öldürüldükleri birer  performans sanatçısına dönüşür ve ölüm ile gelişen bu sanatsal perspektif içerisinde katilin fantezi dünyasını oluşturur. Her kurban ölü bedenleri ile ölümcül günahın birini temsil eder ve bu performans ile katilin dünyaya olan mesajını taşırlar. Aynı arzu ile birleşen iki dedektif seri katilin peşindeyken günahları da tatmaya ve günah kavramını sorgulamaya başlarlar.

Beasts Of The Southern Wild (2012)

IMDB 7,3/10

Bent  Zeitlin’in ilk yönetmenlik denemesi olan Beasts of the Southern Wild’ın oyuncu kadrosunda Quvenzhané Wallis, Dwight Henry, Leavy Easterly gibi oyuncular bulunuyor.

Küçük bir kız çocuğu olan Hushpuppy’nin ölümle tanışmasını metaforik bir biçimde anlatan film modern insanın ezeli istilasının günümüze uyarlandığı senaryosuyla yaptığı “şehircilik” eleştirisi ve tecrübeli olmayan oyuncuları ile yılın en beğenilen filmleri arasında gösterilmiştir. İnsanoğlunun yok edici özelliğine bir kez daha tanıklık ettiren film, seyirciyi gerçekten tanıklık etmek bile istemeyeceği bir yaşam savaşının ortasına bırakıyor.

The Wolf of Wall Street (2013)

IMDB 8,2/10 

Beş ayrı dalda Oscar adayı olan Martin Scorsese imzalı yapımın oyuncu kadrosunda Leonardo DiCaprio, Jordan, Jordan Belfort, Jonah Hill, Margot Robbie, Rob Reiner gibi isimler yer alıyor.

Biyoloji mezunu olmasına rağmen para ‘yapmak’ için L.F. Rothschild’da borsacılık yapmaya başlayan Jordan Belfort’un yükselişini ve inişini anlatan filmde yönetmen izleyiciyi bir nevi modern mafya hikayesiyle baş başa bırakıyor. Para ve uyuşturucunun yerinde durduğunu, silahların yerini ise artık kalemlerin aldığını söyleyen Scorsese, Belfort’un dışarıdan bakıldığında özenilecek, derinlere inildiğinde ise elinizin tersiyle iteceğiniz yaşam biçimini  gözler önüne seriyor.

Tabu (2012)

IMDB 7,3/10

Yönetmen Miguel Gomes’in 2012 yapımı “Tabu” isimli filminde oyuncu kadrosunda Telmo Churro, Miguel Gomes, Hortêncílio Aquina bulunmakta. “Tabu” da bugün ve geçmiş farklı bir kurguyla bir araya gelir.

Bir kaşifi takip ettiğimiz kısa girişin ardından önce “Paradise Lost” (Kayıp Cennet) bölümü başlar, filmin ikinci yarısındaysa “Paradise” (Cennet) bölümüne geçilir. Her iki bölüm farklı zaman ve mekanlarda geçerken, biz de filmle beraber günümüz Lizbon’undan kolonileştirilmiş Afrika’ya, Tabu adındaki bir dağın eteklerine geçmişe gideriz. Filmin bölümlerinde Aurora isimli bir kadının hayatının iki ayrı dönemine odaklanılır: Yaşlı Aurora yitip gitmiş geçmişin pişmanlığını yaşarken, genç Aurora daha tutkulu bir hayatın hayalini kurmaktadır. Yönetmen Gomes’in sunduğu tüm bu kurgu, Avrupa’nın kolonyal geçmişi arka planında inşa edilir.

İkinci bölümde modern zamanda alışılmışın dışında kabul edilebilecek bir yöntem izlenir.Bir anda onlarca yıl geriye Aurora’nın gençliğine gidilirken, diyalog yerini hikaye anlatısına bırakır; birinin ağzındandır artık takip edeceğimiz hikaye.Aurora, Afrika’da Gian Luca Ventura isimli birine aşık olur ve artık onların yaşadıklarına tanık oluruz.“Tabu”, yoruma açık olduğu kadar düşüncelerle dolu zengin bir yapımdır. Film yapaylık, sinema, hafaıza, ırk, kolonyalizm ve yasak aşk konularını ele alırken, izlediği yol her zaman açık seçik önümüzde değildir, daha çok duyumsal ve gizemlidir.

Spotlight (2015)

IMDB 8,1/10

The Station Agent ve Win Win gibi bağımsız yapımların yönetmenliğini yapmış olan Tom McCarthy’nin yönettiği ve başrollerinde Michael Keaton, Rachel McAdams, Mark Ruffalo gibi isimleri görmekteyiz.

2001 yılında The Boston Globe gazetesi, Marty Baron’ı (Liev Schreiber) editör olarak işe alır. Baron bir gün gazetede pedofili bir rahiple ilgili bir haber görür. Bunun üzerine gazetenin araştırmacı haber ekibi Spotlight’ın başındaki Robby Robinson’ı (Mihcael Keaton), bölgedeki kiliselerde uzun süredir devam eden çocuk tacizi iddialarıyla ilgili araştırma yapmaya yönlendirir. Spotlight’ın usta gazetecileri, soruşturma derinleşip daha fazla bilgiye sahip oldukça, konunun sadece Katolik Kilisesi’nin üst düzey yetkililerine değil, devlet kurumlarının da önemli kişilerine uzanan bir ağ oluşturduğunu fark eder. Ancak hasıraltı edilen dosyaları gün yüzüne çıkarmadan önce büyük baskılara göğüs germeleri gerekecektir. Pek çok prestijli ödülü sahiplenen Spotlight, hem En İyi Özgün Senaryo Oscarı’ nı hem de En İyi Film Oscarı’ nı kazanan bir yapım olmuştur.

Tsotsi (2005)

IMDB 7,2/10

Filmin ana karakteri tsotsi johannesburg’un arka sokaklarında yaşayan ve evinden yıllar önce kaçmış bir kimsesizdir. kendi arkadaşlarından kurduğu minik çetesi ile çeşitli hırsızlık ve gasp işleri yaparak yaşar. bir gün hayatını değiştiren bir olayın içinde bulur kendisini ve o günden sonra hayata, insan ilişkilerine, yaşadığı ortama bakışı tamamen değişir. Afrikanın arka sokakları bu duyguları hisseden tsotsi ile bir anda mahallenizin arka sokaklarına dönüşür. yönetmen evrensel olguları yerel olaylarla anlatır ve siyah beyaz ayırmadan herkesin duygularını aynı suyla yıkar. Değindiği konular Güney Afrika’ya Apartheid döneminde kalma sorunların devamlılığını ortaya koyuyor. Renk duvarı ortadan kalksa da gelir dağılımındaki eşitsizlikler Güney Afrika’daki sömürüyü ister istemez yineliyor. Apartheid sonrası başarısız politikalar sokaklara ve en çok da yoksullara zarar veriyor. 

2005 yılında Yabancı Dilde En İyi Film Akademi Ödülü kazanan film 2006 yılında da Yabancı Dilde En İyi Film Altın Küre Ödülü’ne aday gösterilmiştir.

Aguirre, der Zorn Gottes (1972)

IMDB 8,0 /10

Filmin açılış yazılarında, konusunun tarihte gerçekten yaşamış ve Aguirre’in Güney Amerika seferine katılmış olan keşiş Gaspar de Carvajal’ın tuttuğu günlüklere dayandırıldığı belirtilen filmin oyuncu kadrosunda Klaus Klinski, Helena Rojo, Del Negro, Peter Berling ve Ruy Guerra gibi isimleri görmekteyiz.

1650 yılında Peru’daki İnka topraklarını işgal eden İspanyol fatih Gonzalo Pizarro (Alejandro Repulles) bu ülkenin zenginliklerini yağmalamak üzere efsanevi altın ülkesi El Dorado’ya doğru adamları ile birlikte düzenlediği seferde balta girmemiş Peru ormanlarında sıkışır kalır. Tükenmiş ve altına ulaşma umudunu kaybetmekte olan Pizarro son bir çaba ile daha küçük bir keşif ekibi oluşturarak hazine dolu El Dorado’ nun yerini saptamaları için nehir boyunca ormanın derinliklerine doğru gönderir.

Peki Aguirre size kimi hatırlatacak?

1922  (2017)

IMDB 6,3/10

Stephen King’in aynı adlı  kısa hikayesinden uyarlanan filmin oyuncu kadrosunda, Thomas Jane, Molly Parker, Neal McDonough, Brian d’Arcy James, Dylan Schmid gibi oyuncular bulunuyor. Yönetmen koltuğunda ise These Final Hourse ile beğeni kazanan ve Netflix orijinal yapımı olan  Rattlesnake (Çıngıraklı Yılan) filminin de yönetmeni Zak Hilditch oturuyor.

1920’li yıllarda her şeyden öte içinde biriktirdiği kin duygusundan dolayı karısını öldürmeye odaklanan bir Wilfred James’in hikayesi… İşin ilginç tarafı Wilfred’in bu suça öz oğullarını dahil etmesi. 14 yaşındaki oğlunun (Henry James) ise annesini öldürmek için tek motivasyonu, sevdiği kızla aynı kasabada kalmak istemesi…

A Clockwork Orange (1971)

IMDB 8,3/10

Anthony Burgess’ in aynı adlı yapıtından uyarlanan Stanley Kubrik’in yönetmen koltuğuna oturduğu bu filmin oyuncu kadrosunda Malcolm McDowell ve Patrick Magee ve Michael Bates gibi isimler bulunmaktadır.

Britanya’da endüstri sonrası bir şehirdeki, ahlaki değerlerin birbirine
karıştığı, iyi ve kötünün ayırt edilemez hale geldiği bir toplumda, gençlerden
oluşan bir çetenin insanlara uyguladıkları şiddeti ve Alex üzerinden insan
doğası ve toplumsal değerlerin çatışmasını konu eder.

Bir holigan olan Alex (Malcolm McDowell) adlı
gencin zaman geçirmek için üyesi olduğu sokak çetesi ile beraber işledikleri
birçok suçtan sonra çete ile ayrılığa düşünce onlar tarafından ihbar edilmesini
ve polis tarafından beyninin yıkanarak topluma kazandırılma metodu ve sonrasını
anlatır.

Olayları büyük bir ifade gücü ile o günlerden bugüne değişen
dünya düzeni ve bu değişimin insanların üzerindeki farklı etkilerini, suça ve
şiddete eğilimi ustaca yansıtmıştır. Film ve bu filme ait ögeler yarattığı etki
ile popüler kültürdeki yerini almıştır.

Emoji ile Tepki Ver!
+1
11
+1
4
+1
1
+1
2
+1
0
+1
2

‘Call Of Duty: Warzone’ Dört Günde 15 Milyon Oyuncu.

Netflix, Avrupa’daki Akış Kalitesini Düşürüyor